aradablogdayazmaklazım

blog'a geri dön

17 yorum var - 25 Aralık 2007 23:13

Biliyorum daha var.ancak aklıma takılan beni sinir eden bir mevzuyu yazayım dedim bugün.yani asimilasyon,yok sayma,yok etme politikasının bir uzantısı olarak ezdiği ulusun geleneklerini sanki kendininmiş gibi göstermeye çalışan egemen ulus,egemen sınıf,burjuva ideolojisi politikaları…

Öncelikle Newroz nedir?

Newroz, Kürt halkının demirci Kawa önderliğinde Dehak zulmüne isyan ateşini tutuşturduğu ve zaferle taçlandırdığı gündür .New: Yeni, Roz: gün, "Yenigün" anlamına gelir .Bahar yeniliktir . Hareketlilik ve canlılıktır kışın tembellliğin,monotonluğunun ve donukluğunun silkinişidir.Bahar mevsimi mücadele ve başkaldırı günleriyle doludur.Aradan 2616 yıl geçmesine rağmen, direniş özünü kaybetmeksizin her 21 Mart günü coşkuyla Kürt ve İran halklarınca kutlanan Newroz, halkların özgürlüge olan özlemini ve inancını da taşır yüzyıllardır…

Peki Nevruz nedir?veya ne olduğu iddia edilir?

“Nevruz, Türk dünyasının kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar uzanan engin coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından yaygın olarak kutlanan bahar bayramıdır.Bütün bayramların dinî ve millî bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan, geleneklerden, duygulardan ve tabiatın insanlara tesir eden bir olayından doğduğuna inanılır.”

Ve hatta…
"... Yüce Göktanrı'nın ilk defa gürlediği, yağız yer, altmış türlü çiçeklerle ilk defa bezendiği, altmış türlü hayvan sürülerinin ilk defa kişnediği ve melediği zaman sen (Türk'ün Atası) yaradıldın!"

!!!

şimdi açıkçası ben bunu aydınlatmak için yazmışsam da eğer yanlış biliyorsam aydınlatın lütfen.bu hırsızlık değil mi?bu asimilasyon değil mi?

Özellikle Kürt arkadaşların da yorumları konuyu daha fala aydınlatabilir.zira bir Yunanistan Göçmeni olarak yanlış bilgi de vermek istemem

Kürt tarihinde Newroz Bayramının çıkışı ve tarihi bir kaç şekilde anlatılmaktadır. B.Nikitin, Newroz'un ) tarihinin çok eski yıllara dayandığını ve mitolojik bir kabukta, somut tarihi olaylann saklı olduğunu ve onu efsaneleştirdiğini belirtiyor. Yazılı kanıtların çok az olduğu dönemlerde Newroz'un tarihsel gelişimini sagııklı bir şekilde yazmak tarihçileri zorlamışbr .Kürt tarihçileri, Kürtlerin en eski dini olan Zerdüşt'ün Kitabı Zendavester'de, Firdevs'in Şerefnamısinde Ömer Hayyam'ın Newroz namesinde ve Şerefxan'ın Şerefnamısinde ve günümüzde çeşitli yazılı eserlerde Newroz değişik şekillerde işlenmiş, bugüne taşınmıştır .
Bir efsaneye göre, M.O. 612 yılında Asur İmparatorlugu Mezopotamya halklarına, Kürtlerin ataları olan Medlere, lran'lıların ataları Perslere, Ermenilerin ataları Urartulara ve şimdi soyları tükenen Hurilere, Babillere, Elamlılara çok zulüm yapıyordu. Med Generali Keyasker tüm halkların da desteğini alarak Asur zulmüne ve zalim Dehak'a karşı ayaklanır. 21 Mart 612 yılında Asurluların başkenti Ninova'yı kuşatır .Zalim Kral Dehak'ı sarayıyla birlikte yakar . Keyasker'e eski Med ve Pers dilinde "lider, önder, komutan, Ozan" anlamına gelen ''Kawa'' denilir. Bu günden sonra, bütün Mezopotamya halkları özgür olur.Ve bugüne Kürtçe ''Newroz'' (yenigün) derler.Her 21 Mart günü zalim Dehak'ın sarayını yakan ateşi yakıp Newroz'u bir bayram olarak kutlarlar.
Başka bir efsaneye göre, M.Ö. 1896 yılından 1176 yılına kadar egemenlik kurmuş olan Kassitli Kürtler, egemenliklerinin ilk yıllarında Babil'i ikinci kez işgal ediyorlar. Söylenceye göre, Kral Cemşid bir taht üzerinde Kürt kenti olan Demawed'den Babil'e götürülürken, yüzü o kadar parlıyor ki, halk onu güneşe benzetir ve gök iki güneş gördü derler , bugüne Newroz denir. Cemşid'in Babil'e girdiği gün 21 Mart'tı. Bugün her yıl bayram olarak kutlanır. Bununla bağlantılı olarak bir başka söylence de şöyle: Cemşid'den itibaren kutlanan Newroz . tôrenlerinde Kürtlerin ateşe bagıılıkları nedeniyle ,dağlarda, alanlarda ateşler yakılır , oyunlar oynanır . M.Ö. 612 yılında Demirci Kawa her yıl kutlanan bayramlardan yararlanıp, bayram için toplanan halkın varlığından yola çıkarak dağlarda Newroz ateşi yaktırıp , isyanı başlatmıştır .Aradan geçen zaman içinde Newroz bayramı ile bu başkaldırı birleştirilmiştir. Firdevs'in Şeyhnamısine (974-999 yıllarında yazılmış) göre, zalim Asur Kralı Dehak'ın omuzunda iki yılan çıkmıştır .Onlara her gün iki Kürt gencinin beyninin verilmesini Dehak'ı etkisi altına alan bir ifrit şeytan önerir. Ve her gün iki Kürt gencinin beyni bu yılanlara yedirilir .Ancak, insaf sahibi bazı kişiler-bir söylenceye göre Demirci Kawa-bir süre sonra ikinci beyin olarak kestikleri hayvan beynini vererek zulmü yumuşatmaya çalışırlar .Kaçırdıkları ikinci genci dğlıara yollarlar. lşte bu dağlarda toplananlar Kürt halkını oluşturmuşlardır.
Demirci Kawa da beyinleri Dehak'ın yılanlarına yedirilen 17 Kürt gencinin babasıdır .Y akalanan 18.oğlunu kurtarmak için Dehak'ın sarayını basar. Şeyhnamıye göre, Kawa saraydan çıkarken sarı- kırmızı-yeşil renkli deri önlüğünü isyan bayrağı olarak kulanır. lsyan zaferle sonuçlanır, yönetim Feridun'a (Med Kralı) teslim edilir.Med yenilgisinden sonra bu bayrak lran'a götürülür ve bir anı olarak saklanır. .İs1amiyete kadar gelip geçen hanedanlıklar çeşitli mücevherlerle bayrağı süsler, lslamiyetin yayılmasıyla birlikte bayrağın üzerindekiler ganimet olarak askerler tarfından paylaşılırken, bayrak da yakılır. 1990 Mart'ında devlet "Türk Bayramı'' adı altında Newroz'u valiliklerce törenlerle "kutla''maya başladı. Yine o bayatlamış taktiği ileri sürdüler .Ne de olsa devlet güçlüydü ve bir avuç eşkiyaya pirim veremezdi (!) ( Faşist dikütatörlük Newroz'un özünü boşaltma, pasifize etmek ve onun Misak-ı Milli sınırlarına zarar vermesini engellemek ve ne kadar demokrat (!) ( olduklarını kanıtlamak için böyle bir manevraya ) girişip Newroz'un öz be öz Türk bayramı olduğu demagojisini ileri sürdü.Sözümona, Türkler Orta Asya'da Ergenekon dağında mahsur kaldıklarında, tam nesilleri tükenmek üzereyken Asena'' adındaki bir kurt çıka gelmiş ve 21 Mart günü Türklerin atalarına yol göstererek Anadolu'ya getirmiş ve Türkler, o günden beri 21 Mart'ı Türk bayramı olarak kutluyorlarmış. Ancak, yüzyılardan beri bu bayramı ; illegal kutluyor olacaklar ki, kimse de duyamamış!
Diktatörlüğün bu manevrası da sökmedi,.Bu komedya’ya Türk halkı da inanmadı.

Güzel bir yazı öncelikle paylaştığın için teşekkürler...
Senin de dediğin gibi "Newroz"un insanlara "Nevruz" olarak kabul ettirilmeye çalışılması yıllardır süregelen Kürt halkına yönelik inkar politikalarının bir parçasıdır...
Öyle ki lisede edebiyat hocam benden Türk kültüründe "Nevruz" bayramıyla ilgili kompozisyon yazmamı bile isteyebildi...Ama benim yazacak bir şeyim yoktu; çünkü Türk kültüründe "Nevruz" diye bir bayram bilmiyordum -ki olmayan bir şeyi de bilmemem oldukça doğal-...

mewsimsizkar  25 Aralık 2007 23:45  

ki çok haklısın:)

cerevs  25 Aralık 2007 23:54  

kim yazdı bunu okudum cerevs ama sen noter olma gözümsün.

le philosophe  26 Aralık 2007 01:09  

efsane alıntı,diğerleri benim yazım.

cerevs  26 Aralık 2007 01:11  

efsaneyi senin yazmayacağın aşikar ama diğerlerini senin yazdığından şüpheliydim o nedenle sordum (şüphem yazını beğenmemden değil bilakis nerden alıntı yaptığınla ilşkiliydi)

le philosophe  26 Aralık 2007 01:37  

yo için rahat olabilir alıntı yapsam kaynak gösteririm.
bkz.diğer blog yazılarım.

cerevs  26 Aralık 2007 01:50  

sen böyle şeylere kafa yorma boşver beynin çöker

bush  27 Aralık 2007 12:35  

sen küçük beynini metalle doldurmuşsun bebek:)

cerevs  27 Aralık 2007 12:38  

harf farkı ideolojik saldırı da eklenince önemli olabiliyor...

cerevs  27 Aralık 2007 18:48  

apranaxı ağzına atınca hemen su içip yutmak gerekiyomuş.ağzında erirse mide yerine beynin zikilip kanama geçiriyomuşsun.burda yazayım dedim bunu...

cerevs  27 Aralık 2007 19:35  

" Ben iyi kötü 30 yılı aşkın süredir bu ülkede bayram kut­larım; Türklerin "Nevruz" diye bir bayramı olduğunu bu yıl öğrendim.

Atatürk Kültür Merkezi'nin çıkardığı bir dergide Nevruz'un bütün Türklerin bayramı olduğunu okuyunca pek sevindim.

Meğer biz Türk milleti olarak Göktürkler'den beri Nev­ruz kutlarmışız, lastik yakarmışız, sarı, kırmızı, yeşil renkler takarmışız da haberim yokmuş.

Galiba, ben öğrenciyken bizim okul müdürü bu bayram­dan haberdar değildi. Biz okul bahçesinde lastik yakamadan mezun olduk. Askerde de herhalde Nevruz'un "mana ve ehemmiyeti"ni bilmeyen komutanlara düştük.

Bu yıl Nevruz kutlamaları sırasında Güneydoğu'daki as­keri birliklerde halay çeken askerlerin görüntülerini görün­ce göğsüm kabardı. Herhalde birileri bir yerlerden "Bayram kutlanacaaaak... Kut­la..." talimatı vermişti. Emri alanlar, yanan lastiklerden yayılan ateşin üzerinden ço­cuksu bir neşeyle atlıyorlar ve davul zurna eşliğinde çılgınca eğleniyorlardı.

Birkaç yıl önce aynı şeyi yaptıkları için kurşunlananlar herhalde "Size Nevruz kutlamaları/bize kurşunlar" diye ağıt yak­mışlardır. Madem böyle coşkuyla kutlana­cak bir bayramdı, neden o zaman halay çe­kenlerin üstüne tanklar sürülmüştü? Ma­dem Nevruz'da halay çekmek suçtu, o hal­de ne diye bu yıl bütün devlet erkânı hala­ya durdu?

İş, bir tek halayla kalsa yine iyi; Kürtle­rin "Nevroz"unu, Türklerin "'Nevruz"una dönüştüreceğiz diye bütün devlet "nevrotik seferberlik ilan etti. Başbakan Yılmaz, eşiyle yumurta kırma oyunu oynarken. Çiller, Nevruz'un nasıl Adem ile Hav­va'nın birleşmesine kadar giden bir şenlik olduğunu ispat çabasına girişti. Cumhurbaşkanı Demirel, elde silah, Nev­ruz koşusu başlattı. Bakanlar, yurt sathına dağılarak resmi Nevruz kutlamalarında bilfiil görev aldılar.

Bitmedi: Askeri ve sivil kuruluşlar Nevroz'un bir Türk bayramı olduğunu kanıtlayabilmek için kolları sıvadılar. Kırmızı, yeşil ve sarı renklerle süslü kitapçıklar çıkararak Türk tarihi içinde Nevruz'un önemini gururla vurguladılar. "Nevruz Türktür, Türk kalacaktır" türünden sloganlarla korkulu yüreklere su serptiler.

Böylece şu "lanetli renkler”le de bir barış imkanı doğdu.

Askeri birliklerde de Nevruz'u tanıtan kırmızı, yeşil, sarı renkli broşürler dağıtıldığını duyunca geçenlerde dikkatimi çeken bir haber geldi aklıma:

Bir birlikte, açık fikirli ve ileri görüşlü bir komutan, as­kerlerine nüfus planlamasını öğretebilmek için son derece zekice bir yöntem bulmuş ve "gün saymayla korunma" yön­temini tesbihle uygulatma yoluna gitmişti. Askere dağıtıla­cak tesbihlerde "aşkın serbest olduğu günler" yeşil tesbih taneleriyle işaretlenmiş, dikkatli olunması gereken günler sarıyla belirtilmiş, "tehlikeli periyod" için de kırmızı düşünülmüştü. Lakin bu üç renk bir araya gelince yanlış anlaşılır korkusuyla kırmızı yerine kahverengiye çalan bir bordo uy­gun görülmüştü.

Aynı zihniyet, 3-5 yıl önce Güneydoğu'nun bazı ilçele­rinde trafik lambalarının renklerini değiştirtmemiş miydi?

Meclis'te o renkte kravat taktığı için Kürt kökenli milletvekilerinin üstüne yürüyen de aynı zihniyet değil miydi?

Neyse ki, sözkonusu renkleri ve trafik lambaları­nı "Türkleştirmeden" önce, küçük bir vücut çalımıyla Nevroz'u Türk­leştirmeyi başardık.

Zaten hep öyle olmadı mı? Vali Nevzat Tandoğan, "Bu memlekete komünistlik lazımsa, onu da biz yaparız' dememiş miydi?

12 Eylül'den sonra "Kapattıkları­mızın yerine kendimiz bir sağ, bir sol parti kurdururuz. Yuttuturuz" diye düşünülmemiş miydi?

Arabeskle baş edemeyince devlet kolları sıvayıp "O zaman ben acısız bir arabesk yapayım da, millet, benim ara­beskimi dinlesin" diyerek "smokinli arabesk"i icad etmemiş miydi?

İşte aynı kafa, şimdi yeni bir oyun deniyor. Bu kez de bir bayramı kamusallaştırıyor. 2 yıl önce lastik yaktı diye içeri tıktıklarına, kamu araçlarıyla lastik dağıtıyor. "Bu ülkede Kürtçülük yapılacaksa, onu da biz yaparız" diyor.

Elbet, Nevroz'un serbestçe kutlanabilmesi kararı samimiyetine inanılabilse şapka çıkartılacak bir karar...

Lakin, bu işlere girişirken, öncelikle, daha önceki Nev­ruzlarda yapılan baskılardan ötürü Nevroz'un asıl sahiple­rinden özür dilemek gerekmiyor mu?

Bunca yıldır yok sayılan bir bayramı "Türklüğün diriliş günü"ne dönüştürürken, bayramın gerçek sahiplerine ayıp olmuyor mu?

Vali Tandoğan'ın komünistliği, MDP, Halkçı Parti, acı­sız arabesk hep fiyasko oldu. Bakalım kamu lastiklerinin ya­kıldığı resmi Nevruz'un ömrü ne kadar sürecek...

Hepimizin geçmiş Nevruz'u kutlu olsun..."

Can Dündar (28.03.1996)

Cerevs, 12 yıl önce Can Dündar senin sorunun cevabını çok güzel vermiş bence...

mewsimsizkar  12 Ocak 2008 16:23  

teşekkürler katkın için.

cerevs  24 Şubat 2008 20:53  

NEWROZ
/ihtilal gibidir newroz'da ilk yaz
toprak/tohum/tomurcuk
seher yeli
bahar seli
özge can
damasrda ateşlenen kan
tutuşturur gönül bayrağını
artık yaşamın kendisidir dalgalanan/

/yanmış kasvrulmuş bedenini
demirci'nin üç renkli
önlüğüyle saracağız
sulayıp özgürlüğün fidanını
zincirini kıracağız
despot dehak'ın/

/sarp dağlardan
yaylalardan
yüceden
soluğu soluğa verip yaman estiler
bağırları barikat komünistiler
pimi çekilmiş bombaydı yürekleri
birden yakın ettiler ırakları/
-Nesimi FIRATLI

2624 yıl önce özgürlük ve ekmek için baskıya,zulme ve zincire karşı,dağların doruklarında yakılan ateşin aydınlığında despot Dehak'ın karanlığını boğan,göğe yıldız gibi ağıp,yere bereket gibi yağan,halkıyla yeniden doğan önder kahraman demirci ustası Kawa'nın kandan ve terden çift su içmiş çelik ekici yine elimizde.
-Cemşid MAR

ikkarus  24 Şubat 2008 21:24  

teşekkürler katkın için.

cerevs  24 Şubat 2008 21:31  

senin eline sağlık:)

ikkarus  24 Şubat 2008 21:34  

Kutlarım hocam
güzel bir yazı
bilgilendirici olmuş ki hatta bu durumu inceleyen ben de yeni bilgiler edindim.
Yalnız Cemşid bir pers kralıdır benim okuduğum kadarıyla.

Newroz'la ilgili bi de şu var,

cemşid ormanda avlanmaya çıkarmış geceleri,
gecelerden bir gece
yine avdayken
bir tavşan görmüş çekmiş okunu tam fırlatacak,
tavşanı bir yılan ürkütüp kaçırmış,
persler yılanı sevmez.
Cemşid çekmiş okunu, sallamış yılana ama
yılan hızlı
kaçmış.
Okta arkadaki taşa çarpmış,
ve kıvılcım çıkmış o darbenin etkisiyle,
kıvılcım kuru otları yakmış ve bir anda ateş çıkmış.
Cemşid ateşi görünce büyülenmiş,
zira ateş ne sıcak ne yakıcı ne de zararlıymış cemşid için,
Cemşid bir bakmış ki Ateş içinde ışığı barındırıyor,
Ve geceyi karanlığı yeniyor.
Ateşin önünde eğilmiş cemşid(tapmamış saygı duymuş)
Ve ondan sonraki her 20 mart-21 mart arası(bizim için öyle 21 mart yılın ilk günüdür) zaman da
niruz kutlanmış.

Persler "niruzet piruz" derler.
:)
Saygılar.

Zagnafein  19 Nisan 2008 17:25  

aslında ortada karmaşa değil basit bir kandırmaca var.amaç bunu ortaya dökmek...

cerevs  15 Ağustos 2008 21:39  
bu yazıya puanı basanlar: